Lepistesler, en çok yetiştirdiğimiz ve severek beslediğimiz çok güzel
balıklar olmasına rağmen sıkça ölmeleri her besleyen tarafından bilinen
gerçektir. Balıklarımızın en iyi şekilde bakılabilmesi ve ölümlerin bir
nebze de olsa azaltılması için tavsiye niteliğinde 11 madde sıraladım.
Bu maddelere uyulduğu sürece, kolay ölebilen bu narin balıkların
akvaryumlarınızdaki ömürlerinin daha uzun, renklerinin canlı ve
üretkenliklerinin daha iyi olacağı düşüncesindeyim. Bu maddeleri birer
cümle ile geçip, sonrasında bildiklerimi maddeler halinde detaylandırmak
istiyorum.
1.) Balıkçınıza yeni gelmiş yorgun lepistesleri almaktan uzak durun ki ölecek olan orada ölsün,
2.) Lepsiteslerinizi büyük akvaryumlarda yaşatın ki su değerleri kolay kolay değişmesin,
3.) Balık sayısını oldukça sınırlı tutun ki balıklarınıza yüzecek alan kalsın,
4.) Akvaryumlarınızı canlı bitkilerle dekore edin ki suyunuzun biyolojik temizlenmesi daha efektif olsun,
5.) Su değerlerini balıklarınızın ihtiyacına göre ayarlayın ki gelişmeleri sekteye upramasın,
6.) Lepsiteslerini uygun balıklarla yaşatın ki diğer balıklar tarafından taciz edilmesin,
7.) Beslenmelerine önem verin, yem çeşitlemesi yapın ki gelişmeleri sağlam olsun,
8.) Filtreleme ve dip çekimleri ile suyu temiz tutun, filtrenizi
kapatmayın ki suyunuz görünen ve görünmeyen kirlerden temizlensin,
9.) Dişi ve erkek sayısını dengeli tutun, dişiler her zaman erkeklerden
fazla olsun ki kovalanan ve yumurtlayan dişilerinize dinlemek için zaman
doğsun,
10.) Dip çekimi sonrası su düzenleyicileri kullanın ki balıklarınızın yaşayabileceği suları olsun,
11.) Dişi lepisteslerinizin erken döl almalarını önleyin ki yıpranma erken yaşta başlamasın,
12.) Hasta balıklarınızı diğerlerinden ayırarak tedaviye başlayın ki
hastalık diğer balıklarınıza geçmesin ve ilaçlar sağlam balıkları
rahatsız etmesin.
Detaylara gelince:
1.) Dinlenmiş Balıklar:
Balıklar akvaryumcudaki tanka gelene kadar oldukça uzun bir yol
katederler. Bu yol yurt dışındaki üreticiden ve toptancılarda başlar,
yurtiçindeki toptancılar vasıtasıyla akvaryumcunuza gelir ve oradan da
size ulaşır. Her defasında su değişimi, nakliye şartları balıktan biraz
bir şeyler alır götürür. Bu durum en son geldiği akvaryumda kendisini
daha net bir şekilde belli eder ve yol yorgunu olan balık ölecekse doğal
olarak en son geldiği akvaryumda ölür. Bu da ya sizin akvaryumunuzdur
ya da akvaryumcunuzun akvaryumu. Bu nedenle bu konuda tavsiye edilen
husus, satınalmadan önce balığı akvaryumcuda izlemektir. Aslında bu pek
de pratik bir çözüm değil. Çünkü, aramızdan kaç kişi diğer bir ilçedeki
akvaryumcuya gidip balığı görecek ve almadan geri dönüp, iki üç gün
sonra tekrar gidip bakacak? Doğrudur, ama bu fırsatı kullanma şansı
olanlar da kullanmalıdır.
2.) Büyük akvaryum:
Akvaryumunuzu olabildiğince büyük seçin. Unutmayın ki ne kadar büyük
akvaryum o kadar az sorun demektir. Küçük akvaryumlarda suyun kalitesini
bir çizgide tutmak zordur. Bir balık ölür, farkına varmazsınız, balık
çürüdükçe suda bozulma olur. Ama 300 litrelik akvaryumun suyunda bu
bozulma küçük akvaryumdaki kadar değildir. Çünkü su hacmi fazladır.
3.) Balık Sayısı:
Balık sayınızı sınırlı tutun. Rengarenk lepistelerimizin akvaryumu
doldurması elbette görsel bir şölen olarak değerlendirilirse de
balıklara yeteri kadar yüzme alanının kalmaması onları sıkıntıya
sokacaktır. Gözlemlerim odur ki, tenha akvaryumlarda yavrular yenmeden
yaşabilmektedirler. Kalabalık akvaryumlarda ise yavrular yetişkinlere
yem olarak gözükmektedir.
4.) Bitkilendirme:
Bitkilendirmeye önem verin. Bitkiler akvaryuma bir estetik katmakla
birlikte esas görevleri suyu temizlemeleridir. Nitrit � Nitrat �
döngüsünden ortaya çıkan amonyak bitkiler tarafından gübre olarak
kullanılır ve bu zehirli maddenin sudaki oranı azalır. Hızlı büyüyen
bitkiler bu görevi yavaş büyüyen bitkilere göre daha iyi yaparlar.
Keza, bitkilerin yavrularınız için saklanma yeri olduğunu ve
Lepsiteslerin doğal ortamında, bitkinin yerinin yadsınamaz bir gerçek
olduğunu unutmamak gerek.
5.) Su Değerleri:
Su değerlerini takip etmek gerekir. Bunun �suya devamlı olarak müdahale
edilmesi gerektiği� anlamı çıkarılmamalıdır. Suyun PH ve GH�ını
oluşturacak ortamı bir kere hazırladığımızda suyla fazla oynama yapmanın
su değerlerini bozacağını unutmamak gerekir. pH 5.5 � 8.5, GH 10°-30°
Su ısısını da 24°-28 °C arasında tutmak aranılan su şartlarıdır. Aslında
değerlere bakıldığında özellikle ph ve gh oldukça geniş bir yelpazede
oluşmuştur. Yani bu değerler ulaşılması zor değerler değildir, yeter ki
değerlerde dalgalanmalar olmasın. Önemli olan budur.
6.) Tank Arkadaşları:
Lepisteleriniz huzurlu bir ortamda gelişmelerini izlemek için onları
rahatsız edecek balıklarla bir arada tutmayın. Plati, Moli gibi diğer
canlı taşıyan türleri, karidesler, cüce vatozlar, coryderas�lar, bazı
tetra türleri, kuhli onların huzurla yaşayacağı balıklardır. Ama her
zaman için en iyisi akvaryumunuzda tek tür balığı barındırmaktır
Lepisteslerin özellikle erkeklerin muhteşem kuyrukları hepimizin
dikkatini çektiği gibi, bu kuyruklar bazen diğer balıkların da dikkatini
çekmektedir. Kuyruğunu yenen balık ciddi bir yaralanma geçirdiği için
yaşayamayacaktır. Bu nedenle olabildiğince Lepisteslerinizi karma
akvaryumlarda bulundurmayın. Eğer yine de karma akvaryum yapmayı
planlıyorsanız çoğunlukla suyun üst seviyesinde yüzen Lepisteslerinize
karşılık, suyun tabanını tercih eden balıkları seçmenizde yarar
bulunmaktadır. Böylelikle balıklarınız olabildiğince az karşılaşacaklar
ve yüzme alanları daralmayacaktır. Mesela, diplerde yüzer Kırmızı Burun
Tetra, çok güzel bir sürü balığıdır. Ama öyle 40 � 50 litrelik
akvaryumlar bu tür için ufaktır. Tetrazon gibi Melek Balığı gibi
kuyrukları yiyecek ve yavru lepistesleri avlayacak balıkları
lepisteslerle aynı akvaryuma koymak hata olur.
7.) Beslenme:
Beslenmelerine özen göstermek üremelerini tetikleyecektir.
Lepisteslerimizin gelişimi için beslenmelerine ve bunun için de
öncelikle bizlerin yem kalitesine önem vermemiz gerekir. Yemleri
kaliteli almak ve aynı şekilde muhafaza etmek için:
� Açık yemlerden olabildiğince uzak durulmalı,
� Plastik poşetlerde satılan yemler kullanılmamalı,
� Satınalırken ve kullanırken yemlerin son kullanma tarihlerine dikkat edilmeli,
� Yemlerde tür çeşitliliğine gidilmeli,
� Kutudaki yem ıslatılmamalı ve nemli ortamdan, sıcaktan uzak tutarak muhafaza edilmelidir.
Maddi imkanlarımız dahilinde olabildiğince bu hususlara uyulması balıklarımızın ve bizlerin lehinedir.
Öt yandan herhangi bir maliyete katlanmadan uygulayacağımız beslenme rejimleri de vardır. Bunlar:
� Balıklarımıza haftada bir gün yemleme yapmamak sindirim sistemlerini
dinlendirecektir. Unutmayınız ki balıklarınız açlıktan ölmeyeceklerdir.
Zaten siz yem vermediğiniz o bir günde dahi, onlar yiyecek ufak tefek
bir şeyle muhakkak bulacakladır.
� Balıklarınıza olabildiğince az yem verin ve fırsatınız varsa yemlemeyi
günde 3-4 kez yapın. Buradaki tehlike ise, �az yem veriyorum� diye
balıklarınıza normal bir yemleme yapıp bunu günü 4 kere uygulamak,
balıklarınızın yağlanmasına ve üreme kabiliyetlerinin kaybolmasına sebep
olacaktır.
� Balıklarınıza kışın haşlanmış ıspanak, baharda da haşlanmış bezelye
ve/veya bakla vermeniz onların bitkisel yem ihtiyacını karşılayacaktır.
Özellikle bezelye ve baklayı haşladıktan sonra dondurup yaz aylarında
vermeniz ıspanağın kışın piyasaya çıkmasına kadar çok yardımcı
olacaktır.
Bununla birlikte, evde kendiniz de yem yapabilirsiniz ama, ben bu konuyu
hiç denemediğim için sizlere de burada öneride bulunmak istemiyorum.
Piyasadan satın alacağınız yemlere gelince, bunları tropikal balık yemi
kategorisinde kolaylıkla her yerden bulabilirsiniz. Bu yemlerden
çeşitleme yapmak istediğinizde,
� Pul ve granül yemler alınabilecek yemlerin başında gelir,
� Cama yapıştırılan yemler balıklarınızın iştahla yedikleri yemler arasındadır.
� Balıklarınıza bits yem de verebilirsiniz. Lepistesler bazı yemleri
büyük oldukları için ilk anda yutamasalar bile yem yumuşadıkça
kolaylıkla yemektedirler.
� Sera Vipagran büyük olmasına karşın yumuşak bir yem olduğu için lepistesler tarafından kolaylıkla kabul edilmektedirler.
� Artemya da hem yavrularınıza ve hem de yetişkin Lepisteslerinize
vereceğiniz sağlıklı protein kaynaklarıdır. Eğer artemya çıkarmakta
sıkıntınız oluyorsa bu sefer kabuğu soyulmuş (decapsulated) artemya
verebilirsiniz.
� Ek protein takviyesi olarak, dondurulmuş kuru gıdaları da beslenme
rejimine sokabilirisiniz. Tubifeks, sivrisinek larvası, kurutulmuş su
piresi, en çok bilinen ve kolay bulunan yemlerdir. Bununla birlikte
içlerinden en pahalısının kurutulmuş sivrisinek larvası olduğunu
belirtmek isterim. Tubifeks küplerini de vermeden önce ayrı bir kapta
yumuşatıp, küpün havasını aldıktan sonra balıklara verilmesi tüketimini
kolaylaştıracaktır.
� Son olarak, bir de spirulina tabletten bahsetmek isterim. Besin değeri
yüksek olan bu yosun kaynaklı tablet yem, balıklarınızın bitkisel
yemlerden alacağı ihtiyacı kolaylıkla karşılayacaktır.
8.) Filtreleme, Dip çekimi ve Akıntı:
Filtreleme, balıkların sağlığı ve suyun berraklığı için fevkalade
önemlidir. Özellikle dış filtrelerin içindeki filtre malzemeleri nedeni
ile sadece fiziksel değil biyolojik olarak da su temizlenmektedir. Dış
filtrelerdeki bazı malzemelerin üzerine yerleşen yararlı bakteriler
sudaki biyolojik dengeyi sağlamaktadırlar. Böylede sudaki nitrit, önce
nitrata ve daha sonra da amonyağa dönüşerek daha az zararlı bir kimyasal
haline gelirler.
Bahsettiğim nitrojen döngüsü sadece dış filtreler ve bir miktar da
şelale filtreler tarafından sağlanabilir. İç filtrelerde malzemeler için
yeterli bir hazne olmadığından nitrojen döngüsü sağlayamazlar.
Gerek iç ya da dış filtreler olsun ve gerekse de şelale filtreler olsun
suyu hareketlendirerek sudaki oksijen oranının artmasına yardımcı
olurlar.
Filtrelerden gelen su akımının kuvvetli olmaması gerekmektedir. Kuvvetli
su akımı balıklarınızın yorulmasına, renklerinin solmasına, direnç
kayıplarına ve ölmelerine sebep olacaktır.
Bu nedenle, maddi imkanlar çerçevesinde lepistesler için uygun kapasitedeki dış filtrelerin kullanılmasını önermekteyim.
Gerek iç ve gerekse dış filtrelerin sıralı zaman sisteminde açıp kapamak
su kalitesinin bir standartta olmasını önleyecektir. Zaman zaman
forumlarda canlanarak tartışılan bu konu, özellikle elektrik tasarrufu
yapmak için düşünülse de özellikle dış filtrelerin kapatılması
filtredeki bakteri kültürünü azaltacağı için doğru bir fikir olarak
görmüyorum.
Filtre kullanımı ile birlikte, dipten su çekmek ya da kumun üstünü
süpürmek vazgeçilmesi zor bir önlemdir. Filtrelerinizin ulaşamayacağı
uzaklıktaki katı atıkların bozularak suya karışmasına fırsat vermeden
dip çekimi ile dışarı taşınması filtrenin yükünü hafifleteceği gibi
nitrojen döngüsündeki yükü de azaltacaktır.
9.) Dişi Erkek Sayısındaki Denge:
Erkek Lepistesler devamlı olarak çiftleşme isteğinde oldukları için
dişilerin peşinden yüzmektedirler. Erkeklerle dişilerin çiftleşme
istekleri paralel yürümediği için dişiler her zaman erkeklere cevap
veremeyecekler ve bu nedenle de erkek balığın daimi olarak hedefi
olacaklardır. Bu durumda en akıllıca iş, dişi balığın sayısını yüksek
tutup, erkek balığın sayısını azaltmaktır. Akvaryumda bir tane dişi
olduğunu ve onun da yumurta taşıdığını varsayarsak, bütün erkekler bu
dişinin peşinden yüzecek ve dişi devamlı olarak yorgun olacaktır. Böyle
bir durumun ortaya çıkmasını önlemek için akvaryumdaki dişi sayısını
erkek sayısından fazla tutmak faydalı olacaktır. Bu oran 1e � 3d ya da
1e � 2d şeklinde olabilir.
10.) Su Düzenleyiciler:
Su düzenleyiciler, temel olarak musluklardan akan ve içeriğinde akvaryum
balıklarına uygun olmayan elementleri düzenleyerek suyu balıklar için
uygun hale getirir. Dip çekimi sonrasında akvaryuma ilave edilecek suya
birkaç saat öncesinden ölçüsüne uygun olarak su düzenleyicisi kullanmak
balıklarınızı koruyacaktır. Çiklit gibi çok daha iri ve dayanıklı
balıklar doğrudan musluk suyu ile doldurulmuş akvaryumlarda
yaşayabilirlerse de bu Lepistesler için geçerli değildir. Lepistesler
daha ufak ve hassas oldukları için su düzenleyicileri kullanmakta fayda
vardır. Sudaki ağır metallerin bağlanması ve klorun giderilmesinin yanı
sıra içeriğindeki �b vitamini� sayesinde balıkların sinir sistemine
desteği ve mukoza zarı ve solungaçlara koruma sağlaması su
düzenleyicileri özelliğidir.
11.) Erken Aylarda Döl Almayı Önlemek:
Dişi balığın erken aylarda döl almasını önlemek balığın yıpranmasını
azaltacaktır. Balığın ergenliğe geçer geçmez erkek tarafından döllenerek
yumurta taşımaya başlaması balığın ileriki dönemlere yorularak
girmesine sebep olur. Bu nedenle, yavru lepisteslerin cinsiyetleri fark
edildiğinde, imkanlar dahilinde balıklar dişi � erkek ayırımına tabi
tutulması ve dişilerin erkeklerden ayrı olarak döl almadan yetişkinliğe
geçmesi yavru adet ve kalitesini artıracaktır. Üstelik bu yöntemle
büyümüş en iyi erkek ve en iyi dişilerin ayrı bir akvaryumda bir araya
getirilmesi de kaliteli yavru almak isteyen yetiştiricilerin
uyguladıkları bir yöntem olduğunu belirtmek isterim.
12.) Hastalıkların Tedavisi:
Lepistesler hassas balıklardır. Özellikle de yurtdışından gelenlerin
katteddiği uzun yol balıkların dayanıklılığını tartışılı hale getirir.
Bu nedenle lepistesinizin akvaryumunuzdaki ilk 15 günü çok önemlidir.
Eğer bu sürede bir balığınızda herhangi bir hastalık çıkmadığı takdirde
balığınız su şartlarını kabul etmiş demektir.
Bu dönemde ya da farklı bir zamanda balıklarınızda gözle görülen bir
hastalık emaresi tespit ettiğinizde, hasta balığın diğer bir akvaryuma
nakledilmesi ve diğer balıkların da birkaç gün süre ile takip edilmesi
gerekir ki onlarda da bir sorun olup olmadığı görülsün.
Bundan sonra hasta balığa, karantina akvaryumunda gereken tedavi
uygulanmalı, balığın çabuk iyileşmesi için ilaç dozunda bir artışa
gidilmemelidir.
Sonuç olarak, verilen tavsiyeler Lepisteslerinizin yaşam standartlarını
yükselteceği için aynı tavsiyeleri, diğer balıklarınız için de
uygulayabilirsiniz.
Yukarıda sıralan yöntemler lepisteslerle ilgilenenlerin hep bildiği ya
da bildiği halde farkına varmadığı temel kurallardır. Aslında bu
yöntemler sadece Lepisteslere özgü değil, tüm balıklar için geçerlidir.
Yukarıdaki hangi maddenin tersini lepistes harici balıklara
uygulayabiliriz ki.
Sağlıklı Lepistesler dilerim.
Yazan: Tamer Aygün
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum: